Yusuf ALİOĞLU Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
Yazı Detayı
25 Şubat 2026 - Çarşamba 01:05 Bu yazı 20 kez okundu
 
Orucu Ayağa Düşürmemeli, Oruçla Ayağa Kalkmalı
Yusuf ALİOĞLU
 
 

Aslında yukarıdaki başlık, toplumsal yönüyle öne çıkan her ibadet için geçerli bir şablondur.

 

İlahi hitabın satırları arasında bulunan ve kendi bağlamında birer ‘söz, anlam, hedef ve kasıt’ kümesine sahip cümle konular o iklimde okunarak anlaşılmalı, her adımda parça bütün ilişkisi gözetilmeli, ana fikre uygunluk esas yöntem olmalıdır.

 

Ramazan orucu da tarihsel arka planı ve kendisinden umulan etki alanı ile böyle ele alınmalı; şekilselliğin ve ritüellerin dışında kavranmalıdır.

 

Sözü uzatmadan soruyu soralım. Her yıl gelip hayatımızın orta yerine kurulan Ramazan orucu ile umulan gaye nedir? 

 

Akla gelen ilk cevap: Ramazan orucu, bir mü’min için öncelikle ve en yalın haliyle Allah’ın emirlerinden bir emirdir.

 

Örneğin Ahzap suresinin 35. ayetinde oruç ibadeti, mü’min erkekler ve kadınlar için Allah’a itaat ve sadakat inancı ile sabır, tevazu, sadaka verme, iffeti koruma ve Allah’ı çokça zikretme davranışlarıyla birlikte anılan ve safımızı tanımlayan eylemlerden biri olarak anılır.    

 

Konuyla ilgili basit bir tarama yapıldığında, oruç tutmanın bize olduğu gibi bizden önceki toplumlara da emredildiğini görüyoruz.

 

Taramaya devam ettiğimizde, vahyin ilk defa Ramazan ayında nazil olmaya başladığını ve oruç emrine ait illetin ‘sakınma’ olduğunu öğreniyoruz.

 

Buna göre zamanı bereketlendiren vahyin bu ayda nazil olması ile ‘sakınma’ konusu Ramazan ayı ve oruçla ilgili röper başlıklar olarak öne çıkıyor.

 

Konumuzu ‘sakınma’ başlığında devam ettirdiğimizde; zamanın belli aralıklarında belli davranışlardan beri durmayı emreden oruç ile nefsin arzularını, akıl ve beden üzerindeki dahili ve harici hakimiyet girişimlerini sorumluluk bilinci gelişmiş selim bir kalp ile sınırlayıp savmak hedeflendiği söylenebilir.

 

Ancak bu örnek, zaman ile mukayyet olmayan, aksine, tüm zamanlara gölgesi düşmesi gereken bir sembol olarak öne çıkıyor.  

 

Oruç ibadeti üzerinden bedenimizle aramıza koyduğumuz mesafe, bu ibadetin kendi bağlamında yarattığı ve amacı sakınmayı bir hayat tarzına dönüştürmek olan bilinç hallerinden biridir.

 

Bedenin isteklerine karşı kalp ile düzen almak, yemeden ve içmeden uzak durmanın yanı sıra dünyevileşmekten hassaten çağın vebası olan görünürlük ve tüketim fitnesinden uzak durmanın adıdır oruç.

 

Oruç ibadeti, insan olmanın imkan sınırlarını hatırlatır. Yiyemeyen, içemeyen, dokunamayan, takati kısılmış acziyyet sınırlarında bir varlık olduğumuzu haykırır. Kendini müstağni gören benliğe karşı bir uyarıcı ve hatırlatıcı olan oruç, en temel ihtiyaçlar üzerinden gücümüzü ve mutlak güce dair bilgimizi tazeler.  

 

Tutarlı ve bütünsel bir yaklaşım içinde oruç, geleneksel ve modern kuşatmalara karşı bir tedbir, bir direniş, bir duruştur. Sayısız nimetin ya da tüketim malzemesinin içindeki bu davranış bize dünya ile münasebetimizin ebedi olmadığını ve nihai adresimizin ahiret yurdu olduğu hatırlatır.

 

Unutmamalıyız ki, oruçtan beklenen ‘sakınma’nın gerçekleşmesi, oruca ne kadar yakın durduğunuz ile doğru orantılıdır. Eğitim Bilimlerinde geçen ‘hazır bulunmuşluk’ ifadesinden istifadeyle şunu söyleyebiliriz: karşılayan ve karşılanan aynı formatta değilse ‘sakıma’ gerçekleşmeyecektir.

 

Eriştiğiniz oruç, sizi çağın albenilerinden uzak tutabiliyor ve gündelik hayatınızın akışına bir şekilde müdahale edebiliyorsa maksat hasıl olmuş demektir. Bu hassas durumu, kıyas ilminden hareketle ‘namazın kötülüklerden alıkoyması’ ile açıklayabiliriz. Buna göre, kötülükle aramıza mesafe koyamayan namazların gözden geçirilmesi gibi sakınmayı gerçekleştirmeyen orucun da gözden geçirilmesi gerekir.

 

Her türden kötülüğün sıradanlaştığı, zevk ve kazanma hırsının aklı örttüğü, hakikate karşı sağırlaşıp körleştiğimiz, kalplerin çağın kirleriyle mühürlendiği, gelecek endişesinin ahlak ve karakter adına ne varsa yer ile yeksan ettiği, empati yoksunluğu ile ötekine karşı duyarsızlaştığımız, çıkarcı, yandaş, istifçi ve hasis ruhların örgütlenerek iyilik adına ne varsa fesada uğrattığı bir zamanda oruç, ‘varlık, istikamet ve nihayet’ bilinci için büyük bir imkandır.

 

Ramazan ayının zamanla ilginç bir münasebeti var. Ölüm misali zamanın içinde kıvrılıp her gözeneğine sokulan bir soluk gibidir o. Nerede ve ne zaman olursa sizi bulur.  Önemli olan o size erişmeden sizin onu karşılamanızdır. Tıpkı, ‘ölmeden önce ölünüz’ rivayeti gibi.

 

Varlığına anlam kazandırma derdi olanlar için oruç, bedenin tutkularına karşı kalbin özgürlüğünü savunur. Evrene fırlatılmış, yaratıldıktan sonra unutulmuş ya da heva ve hevesini ilah edinmiş sefil varlıklar yerine, ‘güzel davranış’ amaçlı bir varlık olduğumuzu hatırlatır.

 

Onun için oruç bilincini, bol ışıklı salonlarda ya da sosyal medya mecralarında görüntü verme aymazlığındaki yardımseverlikler gölgesinde tüketmemeliyiz.

 

Sakınmanın ruhumuza kazandırdığı asil karakteri, robotik platformların dijital mesajlarıyla ya da grup ilişkilerinin uyuşturan mistik yoğunlukları ile harcamamalıyız.  

 

Kendimizi test etme, kimliğimizi inşa ve ibraz ederek istikamet sahibi özneler olma fırsatı sunan bu ibadeti çağın her şeyi sıradanlaştıran/değersizleştiren algı tuzaklarından uzak tutmalıyız.

 

Seküler paradigmanın dışlayan, unutturan, yok sayan politikaları ile muhafazakâr sosyolojinin folklorize ederek ayağa düşüren eylemlerine karşı orucu muhkem örnekliklerle korumalıyız.

 

Dahası; Batılı düşüncenin egemen söyleme dönüştüğü ve inananların ‘Ben Müslümanlardanım’ demekten utandığı, imtina ettiği, korktuğu bir zamanda, oruçla ahlak iklimini yeşertmeli, hayatın içinde hayatlar ikame ederek kimlik bunalımını aşmalı, biriktireceğimiz güzel davranışlarla izzet ve şerefin, adalet ve merhametin adresini yeniden kodlamalıyız.

 

Davranışları tebrik edilenlerden olma azmiyle…  

 
Etiketler: Orucu, Ayağa, Düşürmemeli,, Oruçla, Ayağa, Kalkmalı,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
19 Ocak 2026
Gündelik Yaşam ve Kent Yönetimi Üzerine
1321 Okunma.
03 Ocak 2026
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
1346 Okunma.
03 Aralık 2025
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
2028 Okunma.
21 Ekim 2025
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
2727 Okunma.
09 Ekim 2025
Batı’da Şehir Tarihçiliği
1922 Okunma.
04 Ağustos 2025
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
2817 Okunma.
14 Mayıs 2025
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
2057 Okunma.
22 Nisan 2025
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
6000 Okunma.
16 Mart 2025
ŞEBBİHALAR HER YERDE
1617 Okunma.
09 Mart 2025
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
1756 Okunma.
08 Eylül 2023
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
4013 Okunma.
17 Ağustos 2023
Köprüler ve Çamurlu Sular
3366 Okunma.
13 Temmuz 2023
Biriktirdiklerim-7-
3110 Okunma.
27 Mayıs 2023
Bingöl’ün Referandum Karnesi
3558 Okunma.
07 Mayıs 2023
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
2687 Okunma.
29 Nisan 2023
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
2425 Okunma.
24 Nisan 2023
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
3370 Okunma.
11 Nisan 2023
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
3014 Okunma.
05 Nisan 2023
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
2461 Okunma.
23 Mart 2023
“Ben de adayım”
2625 Okunma.
18 Şubat 2023
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
3072 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2262 Okunma.
18 Şubat 2023
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
2440 Okunma.
18 Şubat 2023
Biriktirdiklerim-6
2247 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
2536 Okunma.
08 Kasım 2022
Engerek Soyu
3018 Okunma.
16 Eylül 2022
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
4422 Okunma.
05 Eylül 2022
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
3083 Okunma.
22 Ağustos 2022
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
3765 Okunma.
02 Ağustos 2022
Libası İdrarlı Adamlar
3674 Okunma.
27 Haziran 2022
“Hayatın Anlamı” Nedir?
4946 Okunma.
21 Haziran 2022
‘Ey kötülük!’
3191 Okunma.
24 Mayıs 2022
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
4072 Okunma.
05 Mayıs 2022
'Sıkıntı yok!'
3760 Okunma.
19 Nisan 2022
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
3868 Okunma.
08 Nisan 2022
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
3542 Okunma.
20 Mart 2022
Hakikate Tanıklık Nedir?
3536 Okunma.
03 Mart 2022
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
3912 Okunma.
09 Şubat 2022
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
5443 Okunma.
13 Aralık 2021
Frankfurt'ta Bir Haşimi
7983 Okunma.
17 Kasım 2021
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
6029 Okunma.
09 Eylül 2021
Harf Eken Kelime Biçer
6973 Okunma.
24 Ağustos 2021
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
4843 Okunma.
24 Haziran 2021
Çekilin aradan, maradan...
6692 Okunma.
15 Haziran 2021
'Biraz da ben konuşayım'
5563 Okunma.
28 Mayıs 2021
‘Apaçık’ Şiir
5712 Okunma.
06 Mayıs 2021
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
5956 Okunma.
22 Nisan 2021
Kitaplar Dolusu Susmak...
4878 Okunma.
16 Nisan 2021
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
4458 Okunma.
23 Mart 2021
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
5992 Okunma.
18 Ocak 2021
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
13872 Okunma.
22 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -5-
3890 Okunma.
10 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -4-
4227 Okunma.
04 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -3-
4409 Okunma.
30 Kasım 2020
Parayı Nereye Yatırmalı?
4260 Okunma.
26 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -2-
4507 Okunma.
16 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -1-
4651 Okunma.
19 Ekim 2020
Ne Zaman Reşit Olacağız?
5862 Okunma.
Haber Yazılımı