Yusuf ALİOĞLU Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
Yazı Detayı
11 Nisan 2023 - Salı 13:39 Bu yazı 2761 kez okundu
 
Siyasetin ‘Hayret’ Makamı Var Mıdır?
Yusuf ALİOĞLU
 
 

Tasavvuf literatüründe 'hayret' makamı iki durumu ifade eder.

 

İlki Allah’ın varlığı konusudur ki bu husustaki hayret ‘küfür’ olarak değerlendirilir. İkincisi ise alemlerin rabbi olan Allah’ın keyfiyeti hususudur ki bu da 'marifet' yani 'bilmek' ile ilgilidir.

 

Aynı zihin evrenine göre bu keyfiyeti kavrama çabası olumlu bir davranış olarak ‘ilim, irfan, yakin ve hidayet’ ile iş tutma yani bir anlamda yaratıcıya doğru ‘yolda olma’ halidir.

 

Evet, bu yardımcı bilgilerden sonra soru şu;

 

İnsanımızın kendisiyle yatıp kendisiyle kalktığı, köşe bucak her alanı dizayn eden, oyun kuran ve oyun bozan, zihin yönlendiren, kurucu metinler kaleme alan ve bazen de mutlaklaşıp la yüs’el makamına kurulan siyasetin bir hayret makamı var mıdır?

 

Tasavvuf dili ile yol aldığımızda; siyasetin varlığına yani hayatta olan ve hayata dokunan gücüne, kudretine, düzenleyici otoritesine ve egemenliğine dair şüphe toplumun hemen tamamından uzaktır.

 

Yani bu konuda toplumda ittifak halinde bir ‘iman’ vardır denilebilir.

 

O halde tahlilimizi bir adım ileri götürerek, siyasete iman konusunda mü’min bir toplumda yaşıyoruz tespitini yapabiliriz.

 

Tarihteki büyük siyaset adamları, siyaset üzerine yazılmış kitaplarla dolu kocaman kütüphaneler, siyasetle ikbal bulmuş kişiler ve toplumlar, siyasetin yerle bir ettiği coğrafyalar ve kültürler, siyasal normlarla dolu tarih anlatıları, siyasal olanla kesişen bilgi kümeleri, siyasal gruplar ve siyasal eylemler vs hepsi bu evrenin kendi özgün izlekleri ile bu imanı tahkim eden doğal elemanlardır.

 

Siyasal olanın keyfiyetine (niteliğine ve nasıllığına) İbni Arabi’nin konuyla ilgili kullandığı ‘ilim, irfan, yakin ve hidayet’ gibi kavramlar ve araçlar üzerinden baktığımızda ise siyasetin varlığına iman bahsinde gördüğümüz homojen tabloyu görememekteyiz.

 

Bunun makul iki izahı olduğunu düşünüyorum.

 

Birincisi, teori ve pratik arasındaki kronik kod farkı, sapma potansiyeli ve hata payı gibi ifadelerle açıklanabilecek yapısal durumdur.

 

İkincisi ise insan tekinin yorumlama kabiliyet ve kapasitesinde içkin farklılığın getirdiği doğal sonuçtur.

 

‘Şaşırmak ve yolunu kaybetmek’ anlamlarının yanında ‘farkına varma, ayırdına varma, fark etme’ gibi anlamlara da gelen hayret kelimesinin insan yorumuna bağlı ayrışma hali yani farklı siyasal doktrinler, siyasal içtihatlar ve siyasal disiplinler elbette bir zenginliktir.

 

Her ekolün kendi düşünürlerini, külliyatını, pratik zenginliğini ve mirasını oluşturarak dönemine kulak kesilmesi ve zamanı kendi düşünce malzemeleri ile yorumlaması da bu zenginliğin ürünlerindendir.

 

Bu durum cari aklın faaliyet halinde yani dinamik olduğunu gösterir ki bunun kendisi iyi ve güzel olan için bir kazanım ve güvencedir.

 

Ancak modern siyasal aklın topluma bakan yüzünde bu dinamizmi, gelişmeyi, dönüşüm ve değişimi görmek pek kolay değil.

 

Hele özgürlükleri merkeze alarak bilgi ve hukuk araçları ile toplumsal katmanları ve kurumları dönüştürme istemi oldukça zayıf duruyor.  

 

Bazı sufilerin hayreti, ‘düşüncenin ulaşabildiği son nokta’ (Cüneyd-i Bağdadi) şeklinde tanımlaması misali bazı siyaset teorisyenlerinin ve takipçilerinin de siyasal bir söylemi nihai kerte olarak tanımlamaları düşünsel gelişimin ve ‘doğruya doğru’ hareketin önündeki en büyük engellerdendir.

 

Buradan bakılınca, günümüz toplum ve siyaset ilişkilerinde hayret makamına dair iki tutumun öne çıktığını söylemek mümkün.

 

Birincisi, bir hayret ilişkisinden söz etmek mümkündür. Ancak bu hayret, mükemmel olana şahitlik etmek anlamındaki hayret değildir. Burada anlama kavramından oldukça uzak, salt hayranlık, tutku ve tarafgirlik suretinde yoğunlaşan bir mana mevcut ki bunun zihinsel bir duruştan çok nefsin ve arzuların ‘amigo’ halleri olduğunu söylemek daha doğru olacaktır.

 

Kalabalıklar, klan ve kabile ilişkileri, siyasal elitler, babadan oğula tevarüs, erkek egemen tutumlar, cinsiyet suiistimali, reklam ve propagandalar, şişirilmiş anketler, terbiye edilmiş istatistikler, vaat simülasyonları, beklentiler, çıkar ilişkileri vs hayret halinin ‘amigo’laşma durumunu yansıtır.

 

Merkezden taşraya yöneldikçe hayret ilişkisinin daha dar, yüzeysel ve nihayetinde geçersiz kaldığını; aynı kişi veya kişiler etrafında süren siyasette temsil ilişkilerinin aklı dondurup talepleri sıradanlaştırdığını, kitlelerin eğitim ve ekonomi düzeylerinin sürekli üretilen bir istismar aracına dönüştürüldüğünü, siyasal süreçlerin çoğu defa basit menfaat ilişkileri ile başlayıp, sürü psikolojisi ile devam ettiğini ve hayal kırıklıkları ile bittiğini gözlemek de mümkün.

 

İkincisi, bir hayret ilişkisinden söz etmek mümkün değildir. Çünkü, kamuyu yönetme sanatı ya da adil bölüşüm faaliyeti de denilen siyasetin hayret ile ilişkisinde, ‘ilim, irfan, yakin ve hidayet’ gibi akıl kurucu değerlerin özne halinden söz edilememektedir.  

 

Bu kavramların birer açılımı olan özgür irade, seçme ve seçilme hürriyeti, ifade ve tenkit hürriyeti, adalet, ehliyet, liyakat, istişare, fırsat eşitliği, temsilde adalet yönetimde istikrar vs sıklıkla otoriter müdahalelere maruz kalmakta ve ıstılahi manalarından uzaklaşmaktadır.

 

Kalbin hakikate açılan marifetlerini en kaba yöntemlerle imha ve inkar eden otoriter yapılar, insanların birbirinin elinden ve dilinden emin oldukları bir toplumdan insanların birbirinin kurdu oldukları gerilim, ötekileştirme ve kavga yüklü bir topluma doğru yürüyüşleri beslemektedir.

 

Sayısız düşünce ve eylem imkanını budayarak insanı tek tipleştiren müdahaleci siyasalar, böylece, ‘şaşırmak, yolunu kaybetmek, şüphe etmek ve farkına varmak’ dinamikleri üzerine kurulu hayret makamı ile siyaset arasındaki yolları tıkamakta ve yok saymaktadır.

 

Bunun neticesinde kitleler, bir düşünme ve gelişmişlik düzeyi olan hayret makamından uzaklaşarak siyasetin mecburiyet caddesinde saygınlığını kaybetmiş ilişkiler ve birbirini üreten kötü örnekler anaforunda kaderlerini örmeye devam etmektedir.

  

Sonuç olarak, sufilerin hakikat karşısındaki acziyeti ifade için kullandıkları hayret kavramının, adalet dağıtmadığı, barışı sağlamadığı ve mutlu kılmadığı için bugünün siyasetinde bir makam sahibi olmadığı söylenebilir.  

 
Etiketler: Siyasetin, ‘Hayret’, Makamı, Var, Mıdır?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
03 Ocak 2026
Paris’te Bir Pirinççizade: Cahit Sıtkı
504 Okunma.
03 Aralık 2025
Selam Olsun Kubbede Hoş Sadâ Bırakanlara
1697 Okunma.
21 Ekim 2025
Bendeki Notlar -12- ‘Çocuk Kalsaydı Büyüklüğüm’
2360 Okunma.
09 Ekim 2025
Batı’da Şehir Tarihçiliği
1630 Okunma.
04 Ağustos 2025
‘Yıkın Efendiler, Yıkın!’ -2-
2512 Okunma.
14 Mayıs 2025
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda…”
1728 Okunma.
22 Nisan 2025
'İNSANIN DÖRT ZİNDANI'
5710 Okunma.
16 Mart 2025
ŞEBBİHALAR HER YERDE
1375 Okunma.
09 Mart 2025
'BİR DEĞİRMENDİ BU DÜNYA'
1460 Okunma.
08 Eylül 2023
Boşuna değildi boş olmayan hiçbir şey!
3776 Okunma.
17 Ağustos 2023
Köprüler ve Çamurlu Sular
3111 Okunma.
13 Temmuz 2023
Biriktirdiklerim-7-
2852 Okunma.
27 Mayıs 2023
Bingöl’ün Referandum Karnesi
3298 Okunma.
07 Mayıs 2023
Bingöl’de Genel Seçimlere Katılım Oranları (1950-2018)
2431 Okunma.
29 Nisan 2023
1920-2018 Yılları Arasında Bingöl’ü Parlamentoda Hangi Partiler Temsil Etti?
2171 Okunma.
24 Nisan 2023
Bingöl Yakın Siyasi Tarihinde Seçmen Davranışları (1939-2018)
3088 Okunma.
05 Nisan 2023
Estetiğin Tükenişi Vicdanın Tükenişidir
2200 Okunma.
23 Mart 2023
“Ben de adayım”
2389 Okunma.
18 Şubat 2023
Şiirin Güncesi -11: “Ben Yokum”
2796 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Cansız Bedene Ulaşıldı’ Ne Demek?
2013 Okunma.
18 Şubat 2023
“Ya Bu Defa da Seçilemezsem!”
2202 Okunma.
18 Şubat 2023
Biriktirdiklerim-6
1978 Okunma.
18 Şubat 2023
‘Konfor Ruhun Bataklığıdır’
2305 Okunma.
08 Kasım 2022
Engerek Soyu
2755 Okunma.
16 Eylül 2022
Masanın Ötesi ve Berisi Ya da Sosyolojimizin Metafiziği
4166 Okunma.
05 Eylül 2022
Tatlı Zehirli Sulara Alışanlar İflah Olmaz Mı?
2845 Okunma.
22 Ağustos 2022
Nazar Değmemiş Kapaksız Kitaplar
3515 Okunma.
02 Ağustos 2022
Libası İdrarlı Adamlar
3416 Okunma.
27 Haziran 2022
“Hayatın Anlamı” Nedir?
4653 Okunma.
21 Haziran 2022
‘Ey kötülük!’
2968 Okunma.
24 Mayıs 2022
Şiirin Güncesi 10: “Sonsuz ve Öbürü”
3816 Okunma.
05 Mayıs 2022
'Sıkıntı yok!'
3511 Okunma.
19 Nisan 2022
Düğümlere Üfüren Mühendisler Zamanı
3612 Okunma.
08 Nisan 2022
Bendeki Notlar 11: ‘Şehir Sineması’
3286 Okunma.
20 Mart 2022
Hakikate Tanıklık Nedir?
3285 Okunma.
03 Mart 2022
‘Tüm İnsanlığa Açık ve Ücretsiz Gösteri’
3651 Okunma.
09 Şubat 2022
Bendeki Notlar 10 “Kültür ve Sanat Merkezleri: Sinema, Kırtasiye, Park”
5179 Okunma.
13 Aralık 2021
Frankfurt'ta Bir Haşimi
7708 Okunma.
17 Kasım 2021
Nurettin Topçu’nun Gördüğü ‘Taşralı’
5764 Okunma.
09 Eylül 2021
Harf Eken Kelime Biçer
6717 Okunma.
24 Ağustos 2021
Bir Mütevazi Monologdan Arta Kalan Sualler
4562 Okunma.
24 Haziran 2021
Çekilin aradan, maradan...
6401 Okunma.
15 Haziran 2021
'Biraz da ben konuşayım'
5270 Okunma.
28 Mayıs 2021
‘Apaçık’ Şiir
5433 Okunma.
06 Mayıs 2021
“Şehir’dir adım; kimlik alır, kimlik veririm.”
5636 Okunma.
22 Nisan 2021
Kitaplar Dolusu Susmak...
4586 Okunma.
16 Nisan 2021
Zamanın İdrak Sarkacına Merhaba
4177 Okunma.
23 Mart 2021
Söz Düşerse Ne Kalır Geriye?
5671 Okunma.
18 Ocak 2021
Dayvun, Dayvun, Dayvuno / Day Qırbun Çımun Siyuno
13241 Okunma.
22 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -5-
3547 Okunma.
10 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -4-
3944 Okunma.
04 Aralık 2020
Biriktirdiklerim -3-
4133 Okunma.
30 Kasım 2020
Parayı Nereye Yatırmalı?
3964 Okunma.
26 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -2-
4234 Okunma.
16 Kasım 2020
Biriktirdiklerim -1-
4347 Okunma.
19 Ekim 2020
Ne Zaman Reşit Olacağız?
5580 Okunma.
Haber Yazılımı